8 Mart 2015 Basın Bildirimiz08.03.2015

BASINA VE KAMUOYUNA

Kadınların yaşadığı sorunları, çözüm yolunda katledilen yada katledilemeyen ve belki de daha da artan mesafeyi görmek için istatistiki veriler, rakamsal karşılaştırmalar ve bunlara dayalı bilimsel analizler yol gösterici olmaktadır. Türkiye’deki kadınların durumu diğer dünya ülkeleri ile karşılaştırıldığında son derece kötüdür ve gün geçtikçe durum daha da kötüleşmektedir. Uluslararası kuruluşlarca yayınlanan ülke raporlarında, Türkiye dünya listelerinde her yıl daha da alt sıralara inmeye devam etmektedir. 2014 Dünya  Ekonomik Forumu’nun küresel Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre 142 ülke arasında Türkiye:

-     Kadının ekonomiye katılımda 132. sıradadır.

-     Kadının eğitim olanaklarına erişimde 105. sıradadır.

-     Kadının siyasete katılımında 113. sıradadır.

Tüm kriterlerden sonra belirlenen kadın erkek eşitliğinde ise 125. sıradadır

Bu durumla paralel olarak kadına yönelik şidddet artarak devam etmektedir.

8 mart dünya kadınlar gününde kadınların toplumdaki rolünün dönüştürülmesine   eşitsizliğin giderimesine ve kadına yönelik şiddetle mücadeleye ilişkin önerilerimiz şunlardır

·         6284 sayılı yasayı uygulamakla yükümlü olan kamu kurumu, yargı ve diğer ilgililere yönelik eğitim programları yerel düzeyde de acilen hızlandırılmalı, konu ile ilgili tüm kamu personeli toplumsal cinsiyet konsunda hizmet içi eğitimlerle bilgilendirilmelidir.

·         Kanun konusunda bilgilendirme toplantıları düzenlemekte olan Barolar; kadın kuruluşları, kent konseyleri desteklenmelidir bu tür eğitimlere bütçe ayrılmalıdır.

·         Kolluk kuvvetlerine; aile mahkemelerine, mülki idarelere, adli tıp kurumuna, baroların adli yardım bürolarına, Kanunun amacına uygun uygulanması konusunda Başvuruları alan ve yasayı uygulayan her kuruma “şiddetin önlenmesi ve 6284 sayılı yasa ve Istanbul sözleşmesi konusunda” hizmet içi eğitim verilmeli, kurumlar arası koordinasyon sorunu mutlaka aşılmalıdır.

·         Uzun vadede şiddetin önlenmesi açısından genel ve yerel düzeyde uygulanacak olan tüm projeler toplumsal cinsiyet eşitliği perpektifi taşımalıdır.

·         Kadına yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırmak için bütün ilgili kurum ve kuruluşlar işbirliği içinde uzun soluklu bir mücadele yürütmelidir.

·         Sadece hukuk alanında önlemler getirilmekle şiddetin tam anlamıyla önlenebilmesi mümkün değildir. Kurumlar arası koordinasyon ve toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin hizmet içi eğitim ile şiddetle mücadelede olumlu adımlar atılmalıdır.

·         Evde önlenemeyen şiddet, çocukları olumsuz etkilemekte ve okulda şiddet olaylarının yaşanmasına yol açmaktadır, bu etkileşim sokağa ve yaşamın her alanına yansımaktadır. Bu nedenle kadına yönelik şiddet bir kadın sorunu olmaktan öte, toplumsal bir sorun olarak ele alınmalıdır.

·         Kadına yönelik aile içi şiddeti önlemek için; şiddetin olumsuz etkileri ve şiddet konusunda farkındalık yaratmak, sessizlik çemberinin kırılmasına destek vermek üzere sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapılmalı görsel ve yazılı medya teşvik edilmelidir.

•     Milli Eğitim Bakanlığı Okul öncesi eğitimden başlayarak eğitimin her kademesinde öğrencilere toplumsal cinsiyet eşitliği, demokrasi, insan hakları konularında duyarlılık, şiddet konusunda farkındalık yaratacak programlara müfredatta kalıcı biçimde yer vermelidir.

•     RTÜK’ TV dizilerinde ve diğer programlarda cinsiyetçilik ve şiddet içeren unsurları titizlikle denetlemelidir.

·         Yerel yönetimler, stratejik planlarına ve bütçelerine  kadına yönelik şiddetle mücadeleyi dahil etmelidir.

·         Kadınların iş yükünü hafifletecek, şiddetle mücadele edebilmelerine destek olacak, güçlendirecek ve yüreklendirecek çalışmalara bütçe ayrılmalı, sosyal hizmet kurumları arttırılmalı, sosyal devletin gereği olarak bakım hizmetleri kamusal sorumluluk olarak üstlenilmeli, engelli, yaşlı,çocuk bakım hizmetleri ile ilgili planlar yapılmalı, destek personelleri istihdam edilmeli, bu alana yatırımlar gerçekleştirilmelidir.

·         Tarım alanında çalışan kadınlar için sosyal güvenlik sağlanması yönünde planlamalar yapılmalı bu soruna bütçe ayrılmalı Tarlada, bağda bahçede, bitkisel ve hayvansal üretimde, ücretsiz aile işçisi adıyla (%78) çalışan kadınların, sosyal güvenlik sistemine dahil olmaları için yeterli düzeyde kolaylaştırıcı uygulamalar geliştirilmelidir

·         Kadına yönelik şiddetle mücadele, aileyi korumak adına lütfedilen bir hayırseverlik faaliyeti olarak algılanmamalı; kadınların, vatandaş sıfatıyla yaşama, sosyal güvenlik, korunma hizmetleri gibi anayasaya dayalı hakları olduğu, kadınların anayasal haklarını güvence altına alacak hizmetler üretmekle mükellef olunduğu bilinerek planlar yapılmalıdır.

·         Ortadan kaldırılan SHÇEK’e bağlı birimlerin yerlerine kurulan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri kadınların erişimine yeterince açık hale getirilmelidir

·         Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri şiddet uygulayanlara hizmet vermemeli, bu çalışmalar suç önleme ve suçla mücadele adıyla konu ile ilgili bakanlıklarca ayrıca yürütülmelidir. Kadına yönelik şiddetle mücadelede şiddete maruz kalan kadınların desteklenmesi ve güçlendirilmesi için ayrılması gereken bütçenin şiddet uygulayıcılar için kullanılmasına son verilmelidir.

·         ŞÖNİM’lerden destek alan ya da sığınakta kalan kadınların esas olarak psikolog, özellikle avukat ihtiyacı karşılanmalı, , kadınların ihtiyaç duydukları hukuki bilgiye ve psikolojik desteğe, iş, meslek, kreş desteğine erişimleri sağlanmalıdır

·         Sığınaklara vaizeler görevlendirilmesi yoluyla kadınların dini inançlarıyla ilgili ayrımcılığa maruz kalmaları önlenmelidir

·         Kadına yönelik şiddet ile mücadeledeki kurumsal uygulamaların tasarımında; kadın hareketinin bu konuda yıllardır biriktirdiği bilgi ve deneyimden yararlanılmalıdır.

·         Şiddeti besleyen cins ayrımcı politikalar terkedilmeli kadına yönelik şiddetle mücadelenin kadın-erkek eşitliğini sağlayan bütüncül politikalarla ele alınması sağlanmalıdır.

·         Belediyelerin kadın danışma merkezleri ve sığınmaevleri açması teşvik edilmelidir.

·         Bu süreçte kadın örgütleri ile birlikte çalışılmalı; kadına yönelik şiddetle mücedelede deneyim sahibi kuruluşlarla işbirliği yapılmalı, işbirliği konusunda yandaşlık kriteri değil kadına yönelik şiddetle mücadele deneyimi ve toplumsal cinsiyet perspektifi kriteri kullanılmalıdır.

·         Sığınakta hayat, sığınaktan sonra hayat gibi önce-sonra ayrımları yapılmamalı; sosyal, ekonomik ve hukuksal destekler kesintiye uğratılmamalı kadınların yaşamı tehlikeye atılmamalıdır.

·         6284 sayılı kanunda belirtildiği gibi 12 yaşından büyük erkek çocuğu veya engelli çocuğu olan kadınlara ev tahsis edilmeli göçmen, trans, engelli kadınların özel ihtiyaçları gözetilmelidir.

·         Hükümet imzalamış olduğu CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi ile ilgili sorumluluklarını yerine getirmek için, sorumluluğu kapsamında kadına yönelik şiddetle mücadeleye yeterli bütçeyi ayırmalı ve kadından yana bir kurumsal yapı oluşturmalıdır.

·         Sivil toplum kuruluşlarının girişimi ile Kalkınma ajansları kapsamında kadına karşı şiddetle mücadelede kullanılması gereken fonların dağıtımında yanlı yaklaşımlar sergilenmemelidir Süreçlerin şeffaf ilerlemesi, değerlendiricilerin cinsiyet ayrımcılığına duyarlı olmaları hizmet içi eğitimlerle sağlanmalıdır.

·         Kadınların şiddetten uzak alternatifler oluşturabilmeleri için , meslek edinmeleri iş bulmaları ve çalışabilmeleri konusunda büyük önem taşıyan kreşlerin kamuya ait olanları  kapatılmamalı ve yenileri açılmalıdır, Kadın istihdamı konusunda “ücretli doğum izni”, ”doğum sonrası işe dönme hakkı”, “kreş hakkı” gibi yasalarda yıllardır yer alan konuların tam olarak uygulanması sağlanmalı ve uygulanması denetlenmeli, kolaylaştırıcı uygulamalar geliştirimelidir.

·         Tüm dünyada “istihdamda kadın/erkek eşitliği”, “çocuk bakımı konusunda kamusal sorumluluk” politikaları izlendiği unutulmamalıdır. çocuk, yaşlı, engelli kamu bakım tesisleri arttırılmalı; tüm bu bakım işleri kamusal sorumluluk bilinci ile gerçekleştirilmelidir.

·         Kadına karşı şiddetle mücadelenin aynı zamanda kadınların yaşadığı eşitsizliğe karşı bir mücadele olduğu hatırda tutulmalı Bu bakımından çıkarılan her yasanın toplumsal cinsiyet eşitliği açısından sonuçlarıyla birlikte gözden geçirilmesi, kadın örgütlenmelerinin görüşlerinin alınması gerçekleştirilmelidir cinsiyet eşitliği konusunda çalışmalar yürüten kadın kuruluşları yada kadın- erkek karma sivil toplum kuruluşlarının kadın komisyonları ve kadın kurulları bu süreçlerde dikkate alınmalıdır.

·         Kadına yönelik şiddetin eşitsiz ekonomik sosyal ve kültürel koşullardan kaynaklandığı ve aynı kaynaktan beslendiği gözönünde bulundurulmalıdır.

·         Bütçelemede ve planlamada eşitlik temelli Toplumsal Cinsiyete Duyarlılık kriteri başta belediye planları ve bütçeleri olmak üzere kamu planlarının tümünün odağına yerleştirilmelidir.

·         Kadına yönelik şiddetin; sadece Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile önlenebilecek bir sorun olmadığı hatırda tutularak sağlıktan tarıma, sosyal hizmetlerden istihdama, adaletten sosyal güvenliğe, eğitimden vergilendirme politikalarına, çevreden kentleşmeye kadar her alanda şiddetin kaynağını oluşturan eşitsizliğin giderilmesi sağlanmalıdır.

·         Konuya ilişkin kadın hareketinin deneyim ve bilgileri ışığında, uluslararası sözleşmeler kapsamında her alanda eşitliğin sağlanmasına yönelik politikalar oluşturulmalıdır.

           Sığınma evlerine  ihtiyacın  kalmayacağı  bir Türkiye ve dünya  özlemiyle  8 mart   dünya kadınlar  gününde bizlerle dayanışan  tüm kesimleri saygıyla selamlıyor,

 Biyolojik farkımızdan,  bizler için eşitsizlik ,esaret ve adaletsizlik üretmeye niyet edenlere   karşı   yukarıdaki önerilerimiz rehberliğinde çalışmalar yürüteceğimizi duyuruyoruz.

Tüm Basın Açıklamaları »