Basına ve Kamuoyuna17.07.2014

 

BASINA VE KAMUOYUNA

Kadınlar, evlerinde, bu ülkenin her yerinde öldürülüyor, uygulanan cinsiyetçi politikalardan güç alan kadına yönelik şiddetin failleri ceza almak bir yana, yargılanmıyor, hayatlarına devam ediyor.

“ERKEK VURUYOR, DEVLET KORUYOR!”

Ailenin güçlendirilmesi adıyla kadınların içine gömüldüğü ve yalnızlaştırıldığı ev ve aile içindeki geleneksel rol ve sorumluluklar her geçen gün daha da ağırlaştırılıyor.

Hükümet kadınların yükünü hafifletecek, şiddetle mücadele edebilmelerine destek olacak ve yüreklendirecek çalışmalar yapmak, bu alana bütçe ayırmak,  kadından yana yasal mevzuat oluşturmak, kadından yana kurumsal mekanizma kurmak yerine aileyi önceleyerek kendi sorumluluğunda olan bütün bakım hizmetlerini (yaşlı, hasta, engelli, vb.) kadınların zaten yorgun olan omuzlarına üstelik sigortasız-güvencesiz biçimde yıkmayı tercih ediyor.

Bakanlığın adında “kadın” yerine “aile” sözcüğünün tercih edilmesi, kadına karşı şiddetle mücadele yasalarının “ailenin korunması” adı altında çıkarılması, “sığınak”  yerine ısrarlakadınlar oraya keyfi biçimde misafir olmaya geliyorlarmış gibi “konukevi” tanımının kullanılması, bunun açık göstergesidir.

 

Kadına yönelik şiddetle mücadeleyi lütfedilen bir hayırseverlik faaliyeti olarak gören hükümet kadınların bu ülkenin vatandaşı olduğunu, vatandaş sıfatıyla yaşama, korunma hizmetleri gibi anayasaya dayalı hakları olduğunu ve yine devletin tüm kurumlarıyla kadınların anayasal haklarını güvence altına alacak hizmetler üretmekle mükellef olduğunu atlamaktadır. Şiddete maruz kalan kadınlara aile birliğini devam ettirme adına uzlaştırma ve arabuluculuk yapılmaya çalışılmakta kadının şiddet gördüğü yere dönmesine sebep olunarak kadın cinayetlerine davetiye çıkarılmaktadır.

 

“BOŞANMAYI DEĞİL CİNAYETİ ENGELLE!”

 

Devlet, sorumluluğu kapsamında bir politika ortaya koymamakta, kurumsal mekanizma kurmamakta, kadına yönelik şiddetle mücadeleye yeterli bütçeyi ayırmamaktadır.

Devletinbir an önce kadına yönelik şiddetle mücadelede kadından yana kurumsal bir yapı oluşturmasını, imzalamış olduğu CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi ile ilgili sorumluluklarını yerine getirmesini talep ediyoruz.

 

DEVLET KADIN CİNAYETLERİNDEN SORUMLUDUR

 

Kadınlara ilişkin nadiren konuşurken gördüğümüz Aile Bakanı Ayşenur İslam erkek şiddeti konusunda maalesef konuşmuyor, konuştuğunda ise kadın cinayetlerini normalleştiren bir dil kullanıyor. “Kadınlar koruma altındayken öldürülmüyor” diyen Aile Bakanı, 6284 Sayılı Yasa’dan, İstanbul sözleşmesinden, CEDAW’dan habersizmiş gibi kadın cinayetleri açısından bakanlığını “temize çekmeye” gayret eden bir söylem geliştirmeye çalışıyor. Bir sözümüz var Aile Bakanı’na: Devlet, kadın cinayetlerini gündeme almayan umursamazlığıyla etkili mücadele yöntemleri kurmayan yasama ve yürütmesi ile haksız tahrik indirimleri sunan yargısı ile kadın cinayetlerinden sorumludur.

 

“ERKEK VURUYOR, DEVLET KORUYOR!“

Hükümetin büyük “reklam” çalışmaları ile yürürlüğe koyduğu 6284 sayılı yasa kağıtüzerinde kalmıştır. İstanbul Sözleşmesi’nin ilk imzacısı olmakla övünenler, bugün uygulamada kadın cinayetlerine alkış tutan seyirci konumundadırlar.


Bilinmelidir ki kadına yönelik şiddet, kaynağını toplumsal cinsiyete dayalı, eşitsiz ekonomik, sosyal ve kültürel koşullardan almakta ve aynı kaynaktan beslenmektedir. Dolayısıyla kadına yönelik şiddetle mücadele aslında bu eşitsizliğe karşı bir mücadeledir. Bu bakımdan çıkarılan her yasa, uygulanan her politika, üretilen her pratik toplumsal cinsiyet eşitliği açısından sonuçlarıyla birlikte gözden geçirilmeli,  sağlıktan tarıma, sosyal hizmetlerden istihdama, adaletten sosyal güvenliğe, eğitimden vergilendirme politikalarına, çevreden kentleşmeye kadar her alanda şiddetin kaynağını oluşturan eşitsizliğin giderilmesi sağlanmalıdır.


BUGÜNE KADAR KADIN CİNAYETLERİNİ İSTATİKSEL BİLGİYE SIĞDIRMAYA ÇALIŞAN DEVLETİ GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ!

 

“CİNAYETLER SON BULSUN, MECLİS GÖREVE!”

Meclis, kadın cinayetleri gündemi ile olağanüstü toplanmalıdır ve bu toplantıda kadın örgütlerinin belirlediği, cinayetleri önleyebilecek temel şartlar doğrultusunda acil bir eylem planı oluşturulmalıdır.

 

 

BAĞIMSIZ KADIN DERNEĞİ
GÜNEBAKAN KADIN DERNEĞİ

İÇEL İŞ VE MESLEK KADINLARI DERNEĞİ (SOROPTİMİST KULÜBÜ)

KA-DER KADIN ADAYLARI DESTEKLEME DERNEĞİ

KADIN EMEĞİ DERNEĞİ

MERSİN BAROSU KADIN HAKLARI MERKEZİ

 

Tüm Basın Açıklamaları »